Sanat Medyası Laboratuvarı

ArtWriting Turkey Projesi'nin en son toplantısı, 27 Haziran Cumartesi günü Mixer’de gerçekleştirildi. Sanat Medyası Laboratuvarı adındaki panelde çok sayıda faktörün etkilediği ana akım medyanın içerisindeki sanat yazımının rolü, aktif olarak yazı üretiminde yer alan aktörler eşliğinde ele alındı.

Birçok değerli sanat yazarı ve eleştirmen ile çeşitli seminer ve atölyeler düzenleyen Mixer bu sefer Cumhuriyet gazetesi Kültür Sanat Bölümü Koordinatörü Evrim Altuğ, BirGün gazetesi Kültür & Sanat Editörü Canan Aydın, İstanbul Art News Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Bay, Radikal yazarı Cem Erciyes ve Sanatatak kurucusu Ayşegül Sönmez'i konuk etti. Sanat yazımının ana akım medyadaki yeri ve rolünün konuşulduğu Sanat Medyası Laboratuvarı adlı panel 27 Haziran tarihinde gerçekleştirildi. 

Konuşma esnasında sanat yazarlığının ana akım medyada görünür olması, sanat gazetelerinin ayda bir düzenli olarak yayınlanması ve sanatın çeşitli mecralarda dijital olarak görünürlük kazanması gibi gelişmelerin Türkiye için ciddi kazanımlar olduğu belirtildi.  

Ayşegül Sönmez, sanat yazarlığını çevirmenliğe benzetti. Sanatçılar gibi sanat yazarlarının da hissiyatlarını birer araç ile izleyiciye aktardığını, iletilecek mesajı çevirdiklerini ve bu çevirilerin de ana akım medyada yer alıyorsa herkesin anlayabileceği bir dille yazılmasının esas olduğunu vurguladı. Sönmez aynı zamanda ana akım medyada yer alan haberlerin ne kadar okunduğunun da üstünde durulması gerektiğini ifade etti. 

Yasemin Bay, yazılarında bir eser, sanatçı, proje veya sergiden anladığı şeyi aktardığını, öznel değil gazetecilik refleksleriyle konuya yaklaştığını, bol referanslı ve ağdalı bir dil kullanımından uzak durmaya çalışırken bir yandan da düz yazı yazmaktan da imtina ettiğini vurguladı. Bay, hem sanat literatürüne hakim kişilerin hem de sanatla yeni yeni ilgilenmeye başlamış kişilerin, sanat yazıları aracılığıyla ortak bir paydada buluşturulabilmesine, hem yayıncı olarak hem de kişisel olarak dikkat ettiklerini söyledi. 

Konuşma sırasında, Türkiye’de ‘kritik’ kavramının yanlış ele alındığından da bahsedildi. Kelimenin üzerinde bir şaibe olduğu, kritiğin mutlaka olumsuz olmak zorunda olmadığı ve eleştirinin aslında bir konunun tartışmaya açılması anlamına geldiğine değinildi. Bu bağlamda sanat eleştirisi, gözlerle okunan herhangi bir şeyin seslendirilmeye çalışılması, olarak tanımlandı. Sanat eleştirisi yapmak için geçmişin bilinmesi gerektiği ve iyi bir sanat eleştirmeninin sosyoloji, antropoloji, arkeoloji gibi birçok alandan beslenmesi gerektiği de vurgulandı. Dili iyi kullanmanın sadece sanat yazılarında değil her türlü içerik üretiminde temel esas olduğu ve sanat eleştirisinin sadece çağdaş sanatı eleştirmek anlamına gelmediği de özellikle altı çizilen noktalar arasındaydı. 

Cem Erciyes, konuyu oluştururken ve konuyla ilişki kurarken okuyucu profilinin mutlaka gözetilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Canan Aydın da Cem Erciyes'e katıldığını söylerken; gazetecilik açısından bakınca ana akım medya ile kurulan ilişkinin önemli olduğunu, haberleri işleme tarzında sıkıntı olduğunu vurgularken, okuyucunun bu şekilde ‘tavlanmasının’ uzun vadede etkin bir yayın organı olunmasının önüne geçeceğini de sözlerine ekledi.  

Yasemin Bay, 2000'den beri siyasi ortama referans vermeyen bir serginin olmadığını, dolayısıyla kültür sanat sayfalarına siyasi dünyanın sokulabileceğini, bu sayfaların gündeme uyum sağlayabileceğini, zaten bunun bilinçli olmasa da süreç içerisinde hali hazırda gelişmiş bir durum olduğunu belirtti. 

Ayşegül Sönmez yazının kendi içinde evrilmesinin, her seferinde farklı ve öznel üslupların denenmesinin ve çok sesliliğin öne çıkmasının gerekliliğini ifade etti. 

Basılı medyada yayınlanan yazıların, dijital ortamda yayınlananlara göre daha çok ciddiye alınmalarına karşın, dijital yayıncılığın yazıda değişiklik yapmaya imkan tanıması ve buna paralel olarak güncel bilgiyi aktarmada daha başarılı olduğu da altı çizilen noktalar arasındaydı. Sosyal medya oluşumlarının da büyük resim içerisindeki rolünün azımsanmaması gerektiği yapılan değerlendirmeler arasındaydı. 

Konuşma sırasında Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi AICA-TR'nin de sorumlulukları üzerinde duruldu. AICA-TR'nin mevcut sanat eleştirmenlerinin koşullarını düzenlemek ve iyileştirmekten sorumlu olduğu, yeni sanat eleştirmeni yetiştirmenin kurum sorumlulukları arasında olmadığı, bu yüzden de sanat eleştirmenlerinin bir meslek örgütü oluşturmasının iyi olabileceği söylendi. 

Son olarak, Evrim Altuğ küçük ve orta dereceli kurumların sanat yazarlığı gibi projeler için bağımsız fonlardan yararlanmaları gerektiğini de vurguladı. Ana akım medyanın tanımının değiştiği, kültür sanatı artık tek bir mecradan kucaklamanın zor olduğu, dolayısıyla okuyucuyla artık gazeteler aracılığıyla buluşmanın yeterli olmayacağı, yeni platformların öneminin giderek artacağı da üstünde durulan noktalar arasında yer aldı.

--